Future of Web Design 2014 - Part 2

Future Insights'ın ev sahipliğini yaptığı Future of Web Design konferansı workshoplar ile başlamıştı. Katıldığım workshop ile alakalı yorumlarımı paylaşmıştım. Güncel web tasarımları üzerine 2 günlük konuşma maratonu ile devam eden konferansın resmi ilk günü ise 8 Nisan Salı günü Paul Boag'ın hoşgeldiniz konuşması ile başladı.

Paul Boag açılış konuşması Fotoğraf: @simonbusborg

Gün boyunca Boag'ın giydiği İngiliz bayrağı temalı ceketi ve ayakkabıları ile "Buy My Book" yazılı tişörtüyle alakalı da ayrı bir not düşmüş olayım.

Notlarım 2 gün boyunca 2 farklı salonda gerçekleşen konuşmalar da, ana salon, nispeten sektörün tanınmış/bilinen isimlerinin sunumları ya da daha çok ilgi çekileceği düşünülen konulara ev sahipliği yaparken, küçük salonda (rising stars track) yeni tanınmaya başlayan kişilerin ya da az bilindiği düşünülen/daha az insanın ilgisini çekmesi (daha teknik) beklenen konuların olduğu konuşmalar yapıldı.

İlk keynote ve konferans başlangıcında hem ortamın etkisi, hem de "abi ne zaten biliyoruz çoğunu, yeni bir şey var mı bakacağız bakalım" egosu yüzünden not almıyordum. Ayılmam konuşmanın henüz ilk konuşmada Paul Adams'ın sıraladığı maddeler ve ilginç yaklaşımları ile oldu ve o dakikadan itibaren not tutmaya başladım. Konferans bittiğinde kara kaplı defterime 30 sayfadan fazla not almıştım.

Konferans birkaç küçük aksilikle de başladı. Açılış keynotu sonrasında, küçük salondaki ilk konuşma olması beklenen "The Digital Agency (R)Evolution" konuşmasının iptal olması ve yerine son anda eCommerce ile alakalı bir konuşmanın eklenmesi, Paul Boag'ın bildirimini kaçıranlar için süpriz oldu ki, aynı saatte ana salondaki Stephan Hay'in konuşması çok güzeldi ve heralde en çok not aldığım konuşma oldu. İlk günkü bir diğer aksilik ise, öğleden önceki son konuşmayı yapacak olan CSS Wizardry'den Harry'nin rahatsızlığı nedeniyle daha önceki bir konuşmasının videosunun gösterilmesi oldu. Neyse ki, ertesi gün iyileşen Harry, küçük salonda konuşmasını yapabildi.

Ayrıca konferans konuşmaları boyunca dikkatimi çeken başka bir konu da, websitesinde konuşmaların konusu ile alakalı yazılan özet metinlerin her zaman konuşma ile örtüşmemesi ve bunun farklı beklentilere yönlendirmesi oldu. Sonuçta bu özetler konuşmanın ilgimi çekip çekmeyeceği ile alakalı bir fikir verdiği için, yine de seçici olmamda faydalı oldu.

Our New Creative Canvas

Hoşgeldiniz konuşmasından sonra, açılış keynote konuşmasını Paul Adams yaptı. Konuşması webin geleceği, sitelerin ve uygulamaların üstleneceği roller üzerineydi.

Our New Creative Canvas Fotoğraf: @FotografFilipA

Paul Adams'ı konuşmasından önce tanımadığım için neler hakkında deneyimli, neler hakkında uzman olduğu hakkında çok bir fikrim yoktu. Konuşma ilerledikçe değindiği konular ise, sistemlere ve uygulamalara artık ne gözle bakmaya başlamalıyızı irdeledi. Değindiği maddelerden bazıları şöyleydi:

Sistemler

Günlük yaşantımız artık sitelerde değil, sistemlerde geçiyor. Facebook, Twitter gibi ortamları bir site ya da uygulama olarak düşünmemiz mümkün değil. Bunlar hayatın akışını etkileyen, yaşayan sistemlerdir.

Kişiselleştirme

Kullanıcılar artık özel hissetmek "unique" olmak istiyorlar. Bu yüzden sistemlerin bu tarz özellikleri sağlamaması düşünülemez bile. Kullandığımız bütün sistemler, haber, tv, alışveriş vb. tamamen bizin alışkanlıklarımıza göre şekilleniyor.

Değişim

"Every exit is an entrance somewhere"1. Değişim süre gelen ve her zaman karşılaşılan bir olgudur. Bu yüzden değişebilen design2 gerekiyor.

The Zero Interface: Use Zero-based Thinking to Maintain Simplicity

İlk gün sabahı katıldığım son konuşma ise, Stephen Hay'in tasarımlarda2 karşılaştığımız problemlere yaklaşırken izleyebileceğimiz "The Zero Interface" yaklaşımı ve basitliği yönetebilme ile alakalıydı. Stephen Hay'in verdiği örnekler ve sunumu çok keyifliydi. En çok not aldığım konuşma da bu oldu.

Basitleştirmek yerine zorlaştırıyoruz

Kullanıcılar her zaman A noktasından B noktasına gitmek ister. Çoğu zaman da düz bir yol izlemek yerine karmaşık bir yol sunulur. Bu karmaşık yol da, Stephen Hay'in deyimiyle "Pile of Crap"3'den başka birşey değildir. Bunu da güzel bir resim ile detaylandırdı.

Pile Fotoğraf: @cazk

Devam edersem, A ile B arasında her zaman 3 şey vardır

  • Process4
    Kullanıcıya dolaylı işler ya da farklı yerlerde dolandırmadan, doğrudan hedefe ulaştırmak gerekir. Örneğin, cep telefonundan gelen bir ziyaretçiyi, mobil siteye yönlendirmek için önce normal siteyi açıp sonra mobil site linkine tıklamasını beklemek yerine, doğrudan mobil siteye yönlendirmeli.

  • Arayüz
    Arayüzde sadece kullanıcıların ihtiyacı olan ögeleri yerleştirmek kullanılmasını sağlamak için yeterlidir. Ama basit demek anlaşılmaz demek değildir. Basit kullanıma sahip olan ögeleri, kullanıcılar kolaylıkla nasıl çalıştığını/kullanıldığını anlayabilmelidir. Burada Stephen Hay, iOS7'deki telefon numarasının yazıldığı ekrandaki boşluğun ilk bakışta anlaşılmaz ve oraya kopyala yapıştır ile de bir numara yapıştırabileceğimizin çözülemediğinden bahsetti.

  • Uygulama
    Basitlik deyince, sadece arayüzdeki basitlik değil, uygulama ve kodlama da basitlik dikkate alınmalı. Örneğin, responsive tasarım yaparken, ilk önce geniş ekran/desktop tasarımına göre çalışıldığında normal olarak küçük ekran tanımların orjinal bir çok kodu overwrite etmek zorunda kalıyoruz. Geniş ekranda float: left; olarak verdiğimiz bir kolona, mobil de float: none; ile düzeltmemiz gerekiyor. Halbuki, ilk önce mobil kodunu yazmış olup, media queryi max-width: 960px yerine min-width: 960px şeklinde gidersek, tek float tanımı ile çalışmış oluruz.

The Zero Interface: Use Zero-based Thinking to Maintain Simplicity

Zero Interface5

Zero interface olarak ele alınan konu ise, karşılaşılan yeni sorunları, elimizdeki eski ve uygulanmış çözümlere uydurmak yerine, sorunun ihtiyacına göre düşünmek oldu. Her yeni problem yeni bir düşünce yapısı ve çözümle gelebilir. Bu yüzden, eski çözümler üzerinden gitmek hem stabiliteyi bozabilir hem de işleri daha da karmaşıklaştırabilir.

Bugünkü son katıldığım konuşma ise, Hasan Yalçın ile beraber çok sıkıldığımız, 1 saat boyunca, Çin'deki farklı sistemler ve ne işe yaradıklarının detaylarının olduğu bir konuşmaydı. Çok alakasız olduğunu düşündüğümüz için, konuşmayı Hasan abiyle daha çok günün ve konuşmanın kritiğini yaparak geçirdik.

wall Konuşma aralarında ve öğle yemeği sonrasında vakit geçirmek, sosyalleşmek için Lego masaları, Media Temple duvarı, iPad ödüllü Pacman oyunu gibi güzel etkinlik imkanları vardı. Hasan abi ile duvar resmi yaptık. Vader'ı çizdikten sonra Hasan abi "Yoda'yı çizmek için uğraşamam ama" deyince, ufak bir "çözüm" bulduk biz de.

Günün başka bir ilginç enstantanesi ise, yaşca büyük bir katılımcının aşağıda gördüğünüz gibi, cep telefonuna not tutma azmi oldu.

phone-note


  1. Her çıkış, aslında başka bir yere giriştir. 

  2. Aslında burada "tasarım" (görsel olan) olarak tam çeviremiyoruz. Design ile kastedilen, sistemlerinin çalışmasının nasıl olması gerektiği, kullanımının, deneyiminin nasıl kurgulanması. 

  3. Pislik :) 

  4. Sonuca gitmek için olan işlemler 

  5. Sıfır arayüz